Biz insanız farkında mısınız?
İn-san.
Ve bize insan gibi davrandığını söyleyen insan dışılara boyun eğiyoruz.
Neden? Kim için?
Konuşmak çok mu zor? Yazmak bu kadar bu korkutucu? Kimin,kimden korkusu bu böyle? Onları başa biz getirdik, o sanatçıları biz yukarılara taşıdık. Biz kazandırdık onlara maçları desteklerimizle.O imzalarda,zaferlerde bizim de payımız var. Birincilikler bizim.
Ama öldüren de bizdik onları. Savaşları biz çıkarttık. Biz bombalattık o yerleri. Depremi biz sağladık. Ormanları da yakan bizdik. Gazetecileri,sanatçıları biz tutukladık. Menderesleri, Denizleri de biz astık. Fakirden alıp zengine daha da çok vererek fakiri daha da fakir,zengini daha da zengin yaptık. Sağlığı bozan bizdik. Santralleri de biz kurduk. Biz öldürdük kardeşlerimizi,insanımızı.
Nasıl mı?
Susarak. Evet,susarak yaptık bunu. Kimseye hesap sormadan, hiç kimseden hakkımızı istemeyerek yaptık bunu.
Konuşman için bunların senin veya senin sevdiklerinin başına gelmesine gerek yok. Zaten başına geldiği an kimse senin konuşmana izin vermeyecek, senin çığlıklarını duymayacak, duyurmayacak.

Öyle gidilmez adam.
Çok çok küçüksün,gidemezsin.Bileklerin sığmıyor avucuma daha. Bak,sigaralar bile düşüyor ağzından sözler gibi. Gidemezsin. Daha kalmayı öğretecektim sana.
Hayatıma giren, belki de hiç girmedi ben öyle sandım , adama tek bir yazı yazdım. Onu düşünerek tek bir yazı yazdım.
Hayatıma giren adama yazdığım tek bir yazıyı, hayatıma giren adam, şuan hayatında olan kadını düşünerek okudu.
Öldüm
Sessiz geceye yorgun adımlarını dökme istmeyen bir yağmur damlası gibiydi çocukluğum , zamansız.
Fotoğraf karelerinde arar , çok uzak bir geçmişten kalma bir gülümsemede bulurdum kendimi.
” büyüdükçe masumiyetini yitiren herkes gibi ” ben de açtığım yaraları tedavi edemeyecek kadar günahkâr ruha sahiptim artık.
Sahiptim de…
Yağmur sonraları toprak kokardı benim şehrim.
Yağmuru sevmemek mi ?
ヅ
Yağmuru sevmeyen bir insan bile , o toprak kokusunun masumiyetini inkar edemezdi.
O adam da öyleydi işte.
…
Yağmur yağardı ağlardı şehir.
insan ağlardı.
sokakta bir çocuk ağlardı.
kuşlar uçmaktan korkardı…
Biz dans ederdik , insanlar gülümse:)rdi.
Sahi oracıkta ölüverseydikya senle…
O an bir şimşekte bize çaksaydı ya !
aydınlansaydı şehir,
azalan yağmurda gökkuşağına karışsaydık,
Sen hep benim masumiyetim olsaydın,
Ben hep senin Kız’ın…
Sahi ya,
h e r k e s g i d e r ! m i ?
Sağ tarafta yatarım hep,alışkanlık işte. Bir gün onunlayım,kokusuylayım,el eleyim,o huzurla uyuyakalmışım film izlerken. Sağımda,arkamda,sessiz bir şekilde uyandırdı beni. ”Al minik,oraya kadar uzanamıyor kolum.” diyerek yorganı uzattı. Kendim örttüm üzerimi,öptü,uyudum.
Dün onsuz uyudum,uyumak zorundaydım.-Ne uyku ama,uyumak denirse-Sol taraftaydım uyandığımda,yine,neden acaba,ikinciye olmuştu bu,üzerimi kapatmayı denedim,uzanamadı kolum. ”Verir misin yorg-” Nasıl yani? Yok muydun?
Günlerdir yanımdaydın. Öperek uyandırırdın hani. Sırayla hallederdik yemekleri. Patatesli yumurtamı nasıl da beğenmiştin, ”Omletimle yarışır.”Burun kıvırmam,gıcıklığımdandı. Yarışmaz,seninkine kimse su dökemez.
Ben yokken hallederdin temizliğini,yardım teklifimi duymazdın bile.
Uyumadan giderdik okula. Yolda zorla bir şeyler yedirirdin. Sanki sınava giden liseli kızdım bir anda. ”Bilemediğin soruları boş bırak minik”, iyi gülmüştük.
Gülüyor musun bensiz? Gülebiliyor musun?
Sana dünyanın en kısa fıkrasını anlatmaya geldim:
A ,Dolunayı affetmiş.
Bir gülüşüyle insana dünyaları veren adam,nasıl olur da gidişiyle de mutlu edebilir?
Nasıl rahatlar insan? Onsuz geçen her saniyeye lanet okunurken nasıl olur da birden bire durur dünya? Bir insan nasıl dünyayı durdurabilir!
”Durmadı dünya. Tam tersine, aksine, tam da tersine döndü sadece. Bunu sen de biliyorsun. Aşık olduğun şehirdesin,saçmalama. Aşık olduğun havayı kokluyorsun. Aşık olduğun koskoca bir deniz var,aptal! Hayallerin var yanında. Umutların.. Sen, sen güçlü birisin. Üstesinden gelemem dediğin şeyleri nasıl da atlattın,unutma bunları! Takmamalısın,takmıyorsun da.-Bak gördün mü martıları? Hadi bana martıları anlat.”
Hiç tanımadığı bir insan, içine aşık olmaktan dışını kestirememiş birinin yıkımlarından nasıl kurtarabilir aniden düşmüş bir insanı?-Çok sorulu oldu,affedin bayım.Nasıl da rahatlatır sesinin tınısını bile duymadığın bir insan seni.
”Uzun zamandır yazmıyorsun.” dedi Seda. Haklı. Çok haklı. ”Beraber yazarız ne dersin,ha?” mükemmelliyetli sorusuna verebilecek cevabımı gerçekleştirmemiz lazım en yakın zamanda da Enesle..
Tek bir şey öğrendim-belkidetekbirşeyöğrettiler-
Tek bir şey;
İzmir dışında hiçbir şeye aşık olamam..
”Güneşin birbirleri için doğduğunu sanan insanlar var D,ne kadar aptallar!”lı bir adam sevmiştim.
”Yıldızlara baksana,hepsi senin için parlıyor.”lu bir adam tarafından bile unutturulamayan, ”Ellerin üşümüş,cebine sok.”lu bir adam sevmiştim.
Tüm olumsuzluk eklerini ismimin geçtiği cümleye sıkıştıran bir adamdı. Sıkıştırırdı sıkıştırmasına da,sıkıştığında çok da güzel kaçardı. Sadece gözleriyle olsa iyi,bedeni bile durmazdı yanımda.
”Bi gelsene,bi’şey denycem”li bir adam tarafından sevilmiştim. ”Üzgünüm,kendisi şuan duşta.” telesekreteri tarafından bile unutturulamayan ”Ağzım,ağzına hikayeler anlatacakmış.”lı bir adam tarafından sevilmiştim.
-İşte,şimdi de sen çok yaşa!
O kadar mutlu ettin ki beni, öyle bir duygusallaştırdın ki. Çok çok teşekkür ederim.





